Cumhuriyetimizin 97. yılında Türk-İslam tarihine damga vuracak kadar önemli bir olaya hep birlikte şahitlik ettik. Danıştay 10. Dairesi, Ayasofya’nın camiden müzeye dönüştürülmesine dair 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararını iptal etmesi üzerine Ayasofya’da ibadetin yolu açılmış oldu. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle ibadete açılmasına ilişkin kararname 10 Temmuz 2020 tarihinde yayımlandı ve aslına rücu eden Ayasofya Camii 24 Temmuz 2020 tarihi itibariyle 86 yıl sonra ilk cuma namazıyla resmen ibadete açıldı.

Osmanlı İmparatorluğu’nun 7. padişahı II. Mehmet’in 29 Mayıs 1453’te yirmi bir yaşında “İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, o ordu ne güzel ordudur.” nebevi müjdesine mazhar oluşuyla 916 yıl kilise olarak hizmet veren Ayasofya, kılıç hakkı olarak camiye dönüştürüldü. Fetihle birlikte “Fatih” unvanını alan Fatih Sultan Mehmet, fetihten sonraki ilk cuma olan 1 Haziran 1453’te cuma namazını Ayasofya’da kıldı. Bizans’ın Ayasofya’ya verdiği değer, Osmanlı döneminde de devam etti. Fethin Sembolü olan Ayasofya’nın korunup yaşatılması için hiçbir fedakarlıktan kaçınılmadı. Hatta duvarlarında bulunan ikonaları ve freskleri kırdırmak yerine zor olan tercih edilerek üzerleri ince sıvayla kapatılıp muhafaza edildi. Ayasofya Camii’nin ihtiyaçlarının karşılanması için vakıf kuruldu. Fatih’ten sonra gelen padişahlar da Ayasofya Camii’ne büyük önem verdi. Son büyük restorasyon ve destek Mimar Sinan tarafından sağlandı. Bir daha da bütün Bizans ve Hıristiyanlık döneminde ne Doğu Roma İmparatorluğu’nda ne Avrupa’da, ne de Asya’da böyle bir eser yapılamadı.

1934 yılına gelindiğinde alınan bir kararla Ayasofya Camii, türbeler dışındaki külliyesi dahil bütün yapılar yıkıldı, kilise vasfı belirginleştirilerek müzeye çevrildi. Binanın çökmesini engellediği için minarelerini yıkmaktan zorunlu olarak vazgeçildi. Doğu ve batı dünyalarının kavşak noktası, cihanın en güzel beldesi İstanbul ve onun kalbi Ayasofya… Batı aklı ve doğu ruhunu birleştirici, eski Bizans eseri ve yeni tekbir yuvası Ayasofya Necip Fazıl merhumun nitelediği gibi bu ulu mabet “ne taş, ne çizgi, ne renk, ne hacim ne de bunların madde senfonisi; sadece mana, yalnız mana” idi. Cami iken de sırf mana idi, müze iken de.

Ayasofya artık zincirlerini kırdı, beklediği günlerine kavuştu. Mekan mânayla bütünleşti. Ayasofyanın dirilişi hakim kültürün istilası altında hafızası silikleşmiş toplumumuza Molla Hüsrevlerin, Molla Güranilerin, Akşemseddinlerin, 21 yaşındaki Mehmetleri Fatih eyleyen talim ve terbiyesinin zaruretini de fısıldar kulaklarımıza. Bize düşen günlük heyecanları terkederek yeni nesillere fetih ve fatih ruhunu aşılamak, insanlığın özlemle beklediği, temeli adalet,vicdan, ahlak, tevhid ve kardeşlik olan medeniyet güneşimizin yeniden zuhur etmesini sağlamak olmalıdır. Öte yandan diğer bir husus Fatih Sultan Mehmet’ten beri Ayasofya’nın koruyucusu olan milletimiz tarafından yeniden ele alınıp korunması, onarılması, düzenli olarak restorasyonunun devam etmesi ve gerekli özenin gösterilmesi gerekmektedir. Çünkü islamın mabedi olmasının yanında büyük bir kültür mirası vasfı taşımaktadır. Mülk bizim emanetimize tebliğ edilmiştir ve emanete sahip çıkmak Rabbâni ve Nebevi emirdir.

Bu vesileyle Ayasofya Müzesinin, Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi olarak aslına rücu edilişinde önderlik edenleri tebrik ediyor, Ayasofyanın dirilişinin alem-i islamın dirilişine vesile olmasını tememni ediyorum.

Saygılarımla…

  • başlık görseli, http://www.diken.com.tr/wp-content/uploads/2020/07/ayasofya_reuters22.jpg
  • İlber Ortaylı, Ayasofya, https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ilber-ortayli/ayasofya-41572902
  • Türkiye Diyanet Vakfı, İslam Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ayasofya
  • https://www.trthaber.com/haber/gundem/ayasofya-camii-ibadete-acildi-500567.html
  • Ali Yurtgezen, Ayasofya Yeni Bir Feth-i Mübin, Semerkand Dergisi, Ağustos 2020
Bu yazıyı paylaş: