Bilgiye ulaşmak okumayla sağlanır. Okumak, öğrenildiği andan itibaren birçok eğitim süreci geçiren insan için en kolay ve en etkili öğrenme yoludur. Kur’an-ı Kerim’in ilk emri olan “oku”, okumanın önemini çok iyi anlatmaktadır. Okuyarak olayların ve gelişmelerin iç yüzünü öğrenen bir kişi, kendine olan güvenini artırır, düşünce ufkunu geliştirip geniş bir görüş açısı sağlayarak, olayları inceleme yeteneği kazanır ve kültür düzeyi artar.  Ayrıca geniş kelime dağarcığı, insanın daha fazla kavramla düşünebilmesini bilgiye daha kolay ulaşmasını, bilgiyi kalıcı hale getirmesini sağladığı için gerek akademik gerekse iş hayatında başarısı yüksek olur.

Okuma hususunda eksik kalan bu ayrıntıların yanı sıra özellikle dikkat edilmesi gereken bir nokta, okunacak kitabın seçilmesine özen gösterilmesidir.  Descartes’ın ifadesiyle “İyi kitaplar okumak, geçmiş yüzyılların en iyi insanlarıyla sohbet etmek gibi…” dir. Bu kapsamda kitap önerileri bölümümüze okunmaya değer bulduğumuz romanlarla başlamış bulunuyorum. Şüphesiz Okuma alışkanlığı olmayan bir kişinin okumaya romanla başlaması çok önemlidir.  Zamanla devamını paylaşacağımız ilk 10 roman aşağıdaki gibidir, faydalı olması dileğiyle…

1. İnce Memed 1-2-3-4, Yaşar Kemal

Yıllar önce okumama rağmen, hala hafızamda canlılığını koruyan ve eşsiz yerini muhafaza eden nadir kitaplardan biridir ince memed serisi. Yaşar Kemalin mükemmel kurgusu ve betimlemesi ile otuz iki yıllık bir zaman diliminde yazılan İnce Memed dörtlüsü, sömürü düzenine başkaldıran Memed’in ve insan ilişkileri, doğası ve renkleriyle Çukurova’nın, yani Anadolu insanının ruh halinin öyküsüdür. Sıradan bir köy çocuğuyken köylüye zulmeden Abdi Ağayı öldürmesiyle başlayan Memed’in serüveni, zulmedenler için eşkiyaya, köylüler içinse bir kurtarıcıya dönüşür. Çukurovayı, Torosları yaşamak isteyen, cumhuriyet döneminin sahte kahramanlarının ağalık ve köylüleri sömürü düzenini görmek isteyenler için etkileyici bir roman. Hülasa ölmeden önce okumanız gereken başyapıtlardan biri. Kitapla birlikte Ali Asker’den “İnce Memed” türküsünü de dinlemeyi unutmayın.

2. Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali

“Her gün, daima öğleden sonra oraya gidiyor, koridorlardaki resimlere bakıyormuş gibi ağır ağır, fakat büyük bir sabırsızlıkla asıl hedefine varmak isteyen adımlarımı zorla zapt ederek geziniyor, rastgele gözüme çarpmış gibi önünde durduğum “Kürk Mantolu Madonna”yı seyre dalıyor, ta kapılar kapanıncaya kadar orada bekliyordum.” Kimi tutkular rehberimiz olur yaşam boyunca. Kollarıyla bizi sarar. Sorgulamadan peşlerinden gideriz ve hiç pişman olmayacağımızı biliriz. Yapıtlarında insanların görünmeyen yüzlerini ortaya çıkaran Sabahattin Ali, bu kitabında güçlü bir tutkunun resmini çiziyor. Düzenin sildiği kişiliklere, yaşamın uçuculuğuna ve aşkın olanaksızlığına (?) dair, yanıtlanması zor sorular soruyor.

3. Kuyucaklı Yusuf, Sabahattin Ali

“Bu manasız ve yabancı hayatta bir tek şeye hakikaten sarılmış, hakikaten inanır gibi olmuştu. Bu da karısı idi. Muazzez’in varlığı Yusuf için büyük boşlukları dolduracak mahiyette bir şey değildi, fakat onun yokluğu müthişti. Onun bu kadar sebepsiz yere, bu kadar insafsızca Yusuf’un hayatından koparılması çıldırtacak kadar acı idi. Hayatında asıl aradığı şeyin Muazzez olmadığını biliyordu, fakat Muazzez olmadan bunu aramaya muktedir olmayacağını sanıyordu.”
Kuyucaklı Yusuf Türk edebiyatının belki de en romantik kahramanıdır. Hayatın ve insanların zalimliği karşısındaki naif duruşu ile bir yandan trajik bir sona ilerlerken, bir yandan da yaşadığı lirik aşk hikayesinin kahramanı olarak edebiyat tarihinde yerini almıştır.

4. Puslu Kıtalar Atlası, İhsan Oktay Anar

“Yeniçeriler kapıyı zorlarken” düşler üstüne düşüncelere dalan Uzun İhsan Efendi, kapı kırıldığında klasik ama hep yeni kalabilen sonuca ulaşmak üzeredir: “Dünya bir düştür. Evet, dünya… Ah! Evet, dünya bir masaldır.” Kendini saran dünyayı düşleyen bir haritacının, düşlerinden devşirdiklerini döktüğü Puslu Kıtalar Atlası adlı kitap oğlunun eline geçtiğinde onu kendisinin bile tahmin edemeyeceği maceralara sürükler, oysa yaşayacakları elindeki kitaba çoktan yazılmıştır. Geçmiş üzerine, dünya hali üzerine, düşler ve “puslu kıtalar” üzerine bir roman.

5. Amat, İhsan Oktay Anar

Kıyıda ise üç direkli, iki güverteli ve 58 toplu bir kalyon, o karanlıkta usturmaçalarını puta edip iskeleye palamar vermişti. Yelkenlerin sarılı olduğu serenler hisa edilmiş ve tez zamanda yola çıkacağını ilân için mizana direğine mavi bayrak çekilmişti. Esrarengiz adam, kalabalığı yarıp elinden tuttuğu İsrâfil’le iskeleden gemiye doğru yürümeye başladı. Kalyonun dikmesinin palangalarına asılan ve tıraka tutan gemicilere vardiyan, Yisa, sizi gidi sütü bozuk sünepeler! Yisa beraber! Varda ruhsuzlar! Varda! Bre aman! Laşka! Laşka!? diye feryat ediyor ve hurçların, sandıkların ve fıçıların ambarlara usûlünce istifine nezaret ediyordu. Güneşin doğmasına 7 saat kala esrarengiz adam, sürme iskeleden kalyonun çukur güvertesine çıkmak istedi. Fakat eline ne kadar asılırsa asılsın Eşek İsrâfil yerinden bir türlü kımıldamıyordu. O karanlıkta eline son bir kez daha asılıp ?Gel yâ mübarek!? diye nida eyledi. Bunun üzerine çocuk her nedense inat etmekten vazgeçti. Ne var ki, sürme iskelenin kayganlığından dolayı düşmemek için midir, İsrâfil’in kuşağına 40-50 yaşlarında, iri yapılı, sırma işlemeli siyah kaput giymiş biri yapışmıştı. İşte bu adam kuşağı bırakıp küpeşteye tutundu ve güverteye ayak bastı. Bunun ilâhî düzenin bozulması demek olduğunu hiç kimse bilmeyecekti.

6. Venedik Taciri, William Shakespeare

William Shakespeare (1564-1616): Oyunları ve şiirlerinde insanlık durumlarını dile getiriş gücüyle dört yüz yıldır bütün dünya okur ve seyircilerini etkilemeyi sürdüren efsanevi yazar, en ünlü ve en güçlü eserlerinden biri olan Venedik Taciri’nde hemen her karakterle seyirciyi büyülemektedir. Shylock başta olmak üzere her karakterde onca zıtlığı bir arada barındırabilen insan doğası çok büyük bir maharetle sergilenmektedir. Seyirci pek sevdiği bir karakterden, hemen bir sahne sonra nefret ettiğini ve bir tiradıyla tekrar sempati duymaya başladığını hissedebilir. Bu yüzden Venedik Taciri, Shakespeare büyüsünün doruk noktalarından biri olmaya devam etmektedir.

7. Gökdelen, Tahsin Yücel

Gökdelen, her kitabıyla çok konuşulan, çok okunan değerli yazarımız Tahsin Yücel’in yeni romanı. 17 Şubat 2073 sabahı başlayan romanın kahramanı Can Tezcan, Türkiye’nin en önemli, en ünlü avukatlarından biri. Can Tezcan, İstanbul’u yalnızca gökdelenlerden oluşan, New York’a benzeyen ama ondan daha güzel, daha modern bir kente dönüştürmek isteyen zengin müşterisi Temel Diker’in yasal sorunlarını çözmek için bir tasarım ortaya atar: yargının özelleştirilmesini sağlayacaktır. Yergi ustası Yücel’in son romanı Gökdelen, Cihangir’de gökdelenler arasında kalmış son bahçeli evden yok edilmiş kedilere, dağda bayırda aç açık dolaşmak zorunda bırakılmış sefalet içindeki yılkı adamlarından, adına mekik dedikleri tek kişilik uçaklarından inmeyen zenginlere, hiç değişmeyen çıkarcı politikacılardan onların destekçisi medyaya kadar aslında bugün yaşadığımız çürümeyi anlatan, sürprizlerle dolu bir roman.

8. Yabancı, Albert Camus

Albert Camus’nün ( 1913-1960) en tanınmış, en çok yabancı dile çevrilmiş, en çok incelenmiş ve hala en çok satan kitaplar arasında yer alan Yabancı, aynı zamanda yazarın en gizemli yapıtı. Ölümün egemen olduğu bir varlıkın en anlamsız olgularını saçma bir düzensizlik içinde yaşayan bu romanın başkişisi Meursault, bir simge kahraman değildir, adı olmayan bir Yabancıdır; bu eksik kimlik, gerçeklikten algıladığı şeyi yapılandıramayan, yeniden örgütleyemeyen, ama gerçekliğin yankılarını yakalamaya çalışan bir boş bilincin imgesidir. Onun kayıtsızlığı ve edilgenliği, işte bu boş bilincin ürünüdür. Yabancı, büyüleyici gücünü, içinde barındırdığı trajedi duygusuna borçlu: Bir türlü ele geçirilemeyen anlamın sürekli aranması, bilinç ile toplumsal dünya arasındaki çatışma… Camus’yle buluşanların hiçbiri, onunla karşılaşınca hayal kırıklığına uğramamıştır. Mutluluk, bir yerde ve her yerde hiçbir şey beklemeden dünyayı, insanları sevmektir, der Camus. Giderek daha çok sevilen bir yazar olması, onun bu sevgisinin yansımasından başka bir şey değildir.

9. Taşları Konuşturan Adam, Bir Mimar Sinan Romanı, Mürsel Gündoğdu

Osmanlı’nın en muhteşem yüzyılında; muhteşem Süleyman devrinde Anadolu’nun bağrından devşirilen bir gencin, Seferden sefere savrulan doludizgin hayatı, çıraklık, kalfalık ve ustalık merhalelerini tamamlayarak Baş mimarlığa giden yolculuğu nefes kesen bir hikayeyle Mürsel Gündoğdu’nun güçlü kalemiyle anlatılıyor. Prut Nehri üzerine yaptığı ilk köprü ile keşfedilen Sinan’ın Haseki Sultan Külliyesinden, Süleymaniye Camiisine, Şehzadebaşı türbesinden Selimiye Camiisine kadar, cami, medrese, hamam, türbe, saray, kervansaray, köprü ve su yolları ve kemerleri ile birlikte bütün Osmanlı coğrafyasını ihya ve inşa etmenin yanında yaptığı her eserde yeniliğin peşine düşerek aşama aşama yükselen bir kültür inşacısının yoğun çabalarına eşlik edeceksiniz. Özellikle İstanbul’un su sorununu giderdiği için Kanuni tarafından kendisine ihsan edilen evinde çeşme bulundurma imtiyazının 95 yaşında hasta yatağında iken saraydan gelen görevliler tarafından kesilmesi de dramatik bir şeklide anlatılıyor. Kitabı okuduktan sonra Mimar Sinan’ın eserlerinin yanından geçerken bir dâhinin gönül dünyasını keşfedecek ve taşlara kazıdığı aşkı hissedeceksiniz.

10. Kırmızı Pazartesi, Gabriel García Márquez

Kolombiyalı büyük yazar Gabriel García Márquez’in 1981’de yayımlanan yedinci romanı Kırmızı Pazartesi, işleneceğini herkesin bildiği, engel olmak için kimsenin bir şey yapmadığı bir namus cinayetinin öyküsü. Hem Kolombiya’da, hem de yayımlandığı dünyanın dört bir yanındaki pek çok ülkede sarsıcı etkileri olmuş bir roman. Usta yazar, çocukluğunu geçirdiği kasabada yıllar önce yaşanmış bir cinayet olayını aktarıyor. Romanın kahramanı Santiago Nasar’ın öldürüleceği daha ilk satırlardan belli. Kırmızı Pazartesi, yalnızca bir cinayetin arka planını değil, bir halkın ortak davranış biçimlerinin potresini de çiziyor. Böylece, sonuna dek ilgiyle okuyacağınız bu kısa ve ölümsüz roman, bir toplumsal ruhçözümü niteliği de kazanmış oluyor.

  • başlık görseli, https://medium.com/t%C3%BCrkiye/kitaplar-ayn%C4%B1-zamanda-ya%C5%9Famak-i%C3%A7indir-de-4cc0c7a6a10
  • kitap görselleri ve kısmi özetler, https://www.kitapyurdu.com

Bu yazıyı paylaş: