Kısaca Dağlık Karabağ sorununun arka planına değinmekte fayda var. ‘Dağlık Karabağ sorunu’ ifadesi Kafkasya’da yıllardır süregelen Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki çatışmayı adlandırmak için kullanılmaktadır. Kaynağını çok daha gerilere, bölgedeki iskan politikalarına kadar götürmek mümkün olsa da Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki çatışmaların tohumları, Sovyetler Birliği döneminde, Josef Stalin’in Azerbaycan sınırları içindeki Dağlık Karabağ’da bir Ermeni özerk bölgesi oluşturma kararıyla başladı ve Kafkasya’nın yaklaşık 30 yıldır kanayan yarası olmayı sürdürdü.

Ermenilerin bölgeye yerleştirilme politikası 1990’lı yıllarda Sovyetlerin dağılma süreciyle birlikte meyvelerini vermeye başlamıştır. Ermeniler ilk olarak Sovyetler Birliği’nin zayıflamasıyla Karabağ’ın Azerbaycan’dan Ermenistan’a devredilmesine ilişkin taleplerini dile getirmeye başladılar.

Sovyetler Birliğinin tarih sahnesinden çekilmesine müteakip Azerbaycan ve Ermenistan’ın bağımsızlığa kavuşmalarının ardından Rus askerlerinin bölgeden çekilmesiyle iki toplum arasındaki anlaşmazlık önce çatışmaya, ardından savaşa dönüşmüştür.  1994’te Bişkek Protokolü ile ateşkes sağlanmış olsa da taraflar uzun yıllardır savaş halini devam ettirmiştir.

Ermenistan’ın saldırgan politikası 1991’de Hankendi’yi işgal ederek başlamış, 1992’de Şuşa ve Hocalı’ya saldırı düzenlemişlerdir. Saldırı 63’ü çocuk, 106’sı kadın, 70’i yaşlı olmak üzere 613’den fazla insan kaybına neden olmuştur. Ayrıca 1275 kişi Ermenilerce rehin olarak götürülmüş, 500-den fazla kişi yaralanmış, 150 kişiyle ilgili olarak ise her hangi bir bilgi edinilememiştir. Ermenistan’ın bu süreçte izlediği etnik temizlik ve katliam politikaları sebebiyle bölgeden bir milyonu aşkın Azerbaycan Türkü göç etmek zorunda kalmış ve binlerce insan hayatını kaybetmiştir. Uluslararası kuruluşlar ve dünya medyası yaşananları insanlık dramı olarak nitelendirmiş ve bu süreçte Azeri topraklarının yüzde 20’si işgal edilmiştir.

Dağlık Karabağ Neden Önemli ?

Dağlık Karabağ 1994’te Azerbaycan ve Ermenistan arasında imzalanan ateşkes antlaşmasından bu yana işgalin sürdüğü ve Azerbaycan topraklarının beşte birine tekabül eden zengin maden yataklarına, geniş tarım ve orman arazilerine sahip bir bölgedir. Yalnızca Dağlık Karabağ değil bulunduğu bölge yani etrafındaki yedi reyon (bölge) da Ermenistan’ın işgali altındandır. Bu reyonlar Azerbaycan ile Dağlık Karabağ’ın bağlantısını kesme noktasında Ermenistan’ın bölge stratejisi kapsamında işgal edilmiştir.

kaynak; https://21yyte.org/tr/

Dağlık Karabağ bölgesi, Nahçivan üzerinden Laçin koridoru vasıtasıyla Türkiye-Azerbaycan arasında kara yolu kurulabilecek stratejik bir konuma sahiptir. Bu bağlantının tesisi Türk Dünyası arasında kesintisiz irtibatı sağlayacak ve Kafkasya’daki güç dengesini değiştirebilecektir. Şu anki haliyle baktığımızda Dağlık Karabağ esasında Türk coğrafyasında oluşturulan Ermeni etnik nüfusun yaşadığı tampon bir bölge haline gelmiştir. Mevcut durumda de facto (fiili) olarak bağımsız bir devlet olma iddiasında olsa da Ermenistan dahil bu otoriteyi tanıyan hiçbir devlet bulunmamaktadır. Ancak tüm bunlara rağmen Dağlık Karabağ Birleşmiş Milletler tarafından bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti’nin toprağı olarak tanınmakta, Ermenistan’ın her türlü girişimi ise uluslararası hukuka aykırı olarak kabul edilmektedir.

Ayrıca Karabağ ile bölgede Hıristiyan bir tampon bölge oluşturulması hedeflenmekte ve bunun yanı sıra Ermenistan’ın “Büyük Ermenistan” hayali için bu bölge coğrafi olarak kritik bir önem arz etmektedir. Bu nedenle bölgenin kontrol altında tutulması önemli bir jeopolitik kazanç olarak görülmektedir.

Çatışmalar Nasıl Başladı ?

12 Temmuz’da Azerbaycan ve Ermenistan sınır bölgesi olan ve Dağlık Karabağ bölgesinin kuzeyinde yer alan Tovuz’da ciddi çatışmalar meydana gelmiştir. Ermenistan’ın Azerbaycan’ın Avrupa enerji güvenliği açısından önem taşıyan boru hatlarının geçtiği bu bölgeye saldırması ve sonrasında yaşanan çatışmalar Azerbaycan açısından bardağı taşıran son damla oldu. Saldırıda Azerbaycan biri general ve biri albay olmak üzere on bir askerini ve bir sivil yurttaşını kaybetti. Azerbaycan da mütekabiliyet esasıyla karşılık vermiştir. Ermenistan’ın provokatif girişiminde bu bölgeyi seçmiş olması bilhassa dikkat edilmesi gereken önemli noktadır.

Azerbaycan Ankara Büyükelçisi Hazar İbrahim’in ifadesiyle; “Tovuz, Azerbaycan ve Türkiye`nin ortaklaşa gerçekleştirdiği ulaştırma ve enerji hatlarının güzergahında bulunduğu için jeopolitik açısıdan kritik bir öneme sahiptir. Bu bölge aynı zamanda Azerbaycan’ın Gürcistan üzerinden Türkiye ve Avrupa’ya bağlantı noktasıdır. Bakü-Tiflis-Kars demiryolu ve Türkiye’ye doğalgaz sağlayan TANAP boru hattıyla Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattının geçtiği bir bölgenin provokasyon için özellikle seçilmesi tesadüf değildir. Özellikle son yıllar Türkiye ve Azerbaycan arasında enerji ve ulaştırma alanında ciddi anlamda gelişmekte olan ilişkileri dikkate alındığında bu saldırının amacı rahatlıkla anlaşılabilmektedir. Tabii yalnızca Türkiye için değil Avrupa’nın enerji arz güvenliği için de Azerbaycan ve Hazar kaynakları önemli bir alternatiftir. Ermenistan tarafından bu hattı kesintiye uğratacak bir girişim ise ciddi bölgesel ve küresel sonuçlar doğurabilmektedir.”

27 Eylül itibarıyla Ermenistan’ın gerçekleştirdiği son provokasyon ise büyük bir savaşın başlamasını kaçınılmaz kılmıştır. Ermenistan yıllardır tekrarladığı gibi ateşkes ihlali yaparak Azerbaycan’ın sivil yerleşim yerlerini vurmuş ve bu saldırı sonucunda birçok insan hayatını kaybetmiştir. Bu saldırıya müteakip Bakü yönetimi daha önce hiç görülmemiş bir şekilde karşılık vermiş, 10 Ermeni askeri öldürülmüş ve Ermenistan sıkıyönetim ve seferberlik ilan etmiştir. İki ülke arasında yaşanan sıcak çatışma Rusya ve Türkiye’nin müdahil olma, bölgedeki enerji projelerini hedef alma, büyük bir insani krize neden olma ve diğer ihtimaller dolayısıyla çok kısa zaman içerisinde dünya gündeminin ana konularından birisi olmuştur.

Günümüzde Dağlık Karabağ mücadelesini önemli kılan husus 1994’te ateşkesin imzalanmasından bu yana Azerbaycan tarafı ilk kez provokasyon sonrası saldırılarını sürdürmüş ve hatta derinleştirmiş, yirmi altı yıldır ilk defa işgal edilen topraklar kurtarılmaya başlanmıştır. Bu bağlamda 27 Eylül-9 Kasım arasında yani çatışmanın başlangıcından ateşkesin imzalanışının hemen öncesine kadar geçen kırk dört günlük sürede Bakü yönetimi iki yüz doksandan fazla yerleşim yerini özgürleştirmiştir. Bu yerleşim yerleri içerisinde Kubadlı, Zengilan, Cebrail ve Füzuli gibi stratejik iller ve buralara bağlı sayısız köy bulunmaktadır. Ayrıca Laçin, Hocalı, Terter ve Hocavend’e bağlı birçok köy ve yerleşim yeri de kurtarılmıştır. Azerbaycan ordusu tüm cephe hattında işgalci Ermeni unsurlarına karşı üstünlük kurmuş, bilhassa İHA/SİHA ve elektronik harp sistemleri sayesinde hava üstünlüğünü tüm çatışma boyunca elinde bulundurmuştur. Sahada üst üste yaşadığı kayıplar Ermeni güçlerinin direncini kırmış, özellikle son dönemde Azerbaycan ordusu rahat kazanımlar elde etmeye başlamıştır. Son olarak Şuşa bölgesinin (Ermenistan ile Karabağ bölgesi arasında ana ikmal yollarının bulunduğu stratejik bir alandır) Ermeni işgalinden kurtarılması Erivan yönetimini mağlubiyeti kabul etmeye zorlamıştır. Dağlık Karabağ’ın sözde lideri Arayik Harutyunyan “Şuşa düşerse Karabağ’ın düşeceğini”  söylemişti, nitekim öyle de olmuştur.

Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Ermenistan Cumhuriyeti Başbakanı NikolPaşinyan ve Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında 9 Kasım’ı 10 Kasım’a bağlayan gece Dağlık Karabağdaki yirmi sekiz yıllık Ermenistan işgalini sonlandıran ateşkes antlaşması imzalanmış ve üzerinde mutabakata varılan dokuz şart açıklanmıştır.

Antlaşma maddeleri;

 1. Dağlık Karabağ bölgesinde bulunan ihtilaflı alanlarda tam bir ateşkesin sağlanması ve tüm çatışmalara son verilmesi 10 Kasım 2020 Moskova saatiyle gece yarısı 12’den itibaren geçerli olacak şekilde kararlaştırıldı. Bundan böyle “Taraflar” olarak anılacak olan Azerbaycan Cumhuriyeti ve Ermenistan Cumhuriyeti bulundukları mevcut konumlarında kalacaktır.

2. Ağdam bölgesi 20 Kasım 2020 tarihine kadar Azerbaycan Cumhuriyeti’ne bırakılacak [Burada ayrıca gece ilk yayımlanan metinde Ermenistan’ın elinde bulunan ancak Azerbaycan’a ait Kazah bölgesinde bulunan toprakların aynı şekilde 20 Kasım’a kadar Azerbaycan’a bırakılacağı ibaresi vardı ancak Kremlinin internet sayfasında yayımlanan metinde bu ibare kaldırılmıştır. İlk olarak Sputnik Haber Ajansı’nın yayımladığı anlaşma metni de bu ibare kaldırılarak güncellenmiştir.

3. Dağlık Karabağ’daki cephe hattı boyunca ve Laçin koridoru boyunca, hafif silahlı 1.960 asker, 90 zırhlı personel taşıyıcı, 380 otomobil ve özel araçtan oluşan Rusya Federasyonu barış gücü konuşlandırılacaktır.

4. Rusya Federasyonu barış gücü, Ermenistan silahlı kuvvetlerinin çekilmesine paralel olarak konuşlandırılacaktır. Rusya Federasyonu barış gücünün görev süresi 5 yıl olup Taraflardan hiçbiri bu hükmün yürürlüğünün sona ermesinden 6 ay önce beyanda bulunmazsa sonraki 5 yıllık dönemler için de devam edecektir.

5. Tarafların ateşkes şartlarını yerine getirip getirmediklerinin daha etkin bir şekilde izlenebilmesi için ateşkesi denetlemek üzere ateşkes kontrol merkezi kurulacaktır.

6. Ermenistan Cumhuriyeti, Kelbecer bölgesini 15 Kasım 2020’ye, Laçin bölgesini 1 Aralık 2020’ye kadar Azerbaycan Cumhuriyeti’ne iade edecektir. Dağlık Karabağ ile Ermenistan’ın bağlantısını sağlayacak ve aynı zamanda Şuşa şehrini etkilemeyecek olan Laçin koridoru (5 kilometre genişliğinde) Rusya Federasyonu barış gücünün kontrolünde olacaktır. Tarafların anlaşmaları üzerine Dağlık Karabağ ve Ermenistan arasındaki bağlantıyı sağlayacak Laçin koridorunun yeni güzergah inşaat planı önümüzdeki üç yıl içinde oluşturulacak ve daha sonra bu güzergahın korunması için Rus barış gücü bölgeye konuşlandırılacaktır. Azerbaycan insanların, araçların ve kargoların Laçin koridoru boyunca her iki yönde seyahat güvenliğini garanti etmektedir.

7. Yerinden edilmiş kişiler ve sığınmacılar, Dağlık Karabağ topraklarına ve çevredeki bölgelere BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin kontrolü altında dönecektir.

8. Taraflar savaş esirleri, rehineler, diğer tutukluları ve cenazelerin değişimini gerçekleştirecektir.

9. Bölgedeki tüm ekonomi ve ulaşım bağlantıları üzerindeki engeller kaldırılacaktır. Ermenistan Cumhuriyeti insanların, araçların ve kargoların her iki yönde sorunsuz şekilde seyahat etmesinin organizasyonu amacıyla Azerbaycan Cumhuriyeti’nin batı bölgeleri ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti arasındaki ulaşımın güvenliğini garanti etmektedir. Ulaşımın kontrolü, Rusya Federal Güvenlik Servisinin (FSB) Sınır Birimi unsurları tarafından gerçekleştirilecektir.

Antlaşma Dünyada Nasıl Yankı Buldu ?

Türkiye, özellikle son dönemde güç projeksiyonun genişlediği ve bu kapsamda askeri unsurları (askeri teknik ve teçhizat desteği, İHA/SİHA desteği) daha fazla kullanmaya başlamasıyla birlikte, uluslararası hukuk kuralları ve ilgili Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları gereği Azerbaycan’ın pozisyonuna her daim destek vermiştir. Bu anlaşma bizim şanlı zaferimizdir diyen İlham Aliyev, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a çatışmalar süresince verdiği destek dolayısıyla teşekkür ederek “Bugünkü bildiride, Rusya ve Türkiye’nin ortak barış gücü görevi yer alıyor. Bölge temaslarına ilişkin tümüyle yeni bir format yaratıyoruz.” demiştir. Azerbaycan’ın Karabağ zaferini tebrik eden Başkan Erdoğan, “Türkiye, anlaşmanın uygulanmasını gözetmek ve denetlemek üzere bölgede kurulacak ortak barış gücünde, Rusya ile birlikte yer alacaktır.” ifadesiyle antlaşmada taraf olmayan Türkiye’nin sahada olacağını vurgulamıştır. Öte yandan Türk kamuoyu iki taraf arasında süren çatışmaları yakından takip etmiş ve Azerbaycan’ın zaferini coşkuyla karşılamıştır.

ABD’de New York Times gazetesi, gelişmeyi “Askeri bozgunla karşılaşan Ermenistan, Dağlık Karabağ’da anlaşmayı kabul etti” başlığıyla duyurduğu haberde, “Rusya’nın ara buluculuğunda yapılan anlaşmayla Azerbaycan, Dağlık Karabağ’daki yıllardır dile getirdiği taleplerin çoğunu kazandı.” ifadelerine yer verilmiştir. CNN International, “Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya, Dağlık Karabağ’da barış anlaşması imzaladı” başlığıyla hazırladığı haberinde, Ermenistan Başbakanı NikolPaşinyan’ın ifadelerini alıntılayarak Ermenistan’ın “tarifi zor acılarla dolu bir anlaşmayı imzalamak zorunda kaldığı” belirtilmiştir.

Wall Street Journal gazetesi, “Ermenistan ve Azerbaycan, Dağlık Karabağ Savaşı’nı bitirmek üzere anlaşmaya vardı” başlığıyla yayımladığı haberde, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in “Bu anlaşma Ermenistan’ın askeri yenilgisi anlamına gelmektedir. Bu anlaşma yıllar süren işgalin bitişidir. Bu anlaşma bizim şanlı zaferimizdir.” sözlerine yer vermiştir. Rusyanın Kommersantgazetesi “ Azerbaycan’ın mevcut statükoyu kendi lehine bozan ve daha önce kaybetmiş olduğu toprakları geri alan ülke olduğunu” belirtmiştir. Fransa’daki Le Monde gazetesinin haberinde, “Moskova’nın himayesinde imzalanan ateşkes anlaşmasının Azerbaycan’ın zaferini doğruladığı belirtilirken Ermenistan’ın Dağlık Karabağ’da askeri kontrolü kaybettiğinin” altı çizilmiştir.

Anlaşmayı zafer olarak gören Azerbaycan’da halk sokaklara akın ederek kutlamalara katılırken Ermenistan kamuoyu anlaşmayı teslimiyet olarak görmüş, ateşkesin şartlarına tepki gösterenler sokaklara çıkmıştır.  Anlaşmayı protesto etmek için devlet binalarına saldıranların görüntülerini ve Erivan’da Parlamento binasına ve genel kurula giren protestocuların, milletvekillerinin oturdukları koltukları fırlattığı ve “Anlaşma benim ve halkım için acı.” ifadelerini kullanan Paşinyan aleyhine sloganların atıldığı görüntüleri tüm dünya seyretmiştir.

Gelinen Noktada Fırsatlar ve Tehditler Nelerdir ?        

Yukarıda detayları verilen anlaşma metninden yola çıkarak Azerbaycan’ın Ermenistan karşısında askeri boyutta elde ettiği üstünlüğü büyük ölçüde diplomatik alana da taşıdığı görülmektedir.27 Eylül öncesi durum ile karşılaştırdığımızda işgal altında bulunan toprakların takriben yüzde 80’i özgürleştirilmiş, evinden edilmiş bir milyon sivilin büyük çoğunluğu için geriye dönme imkanı doğmuştur.

1994 Bişkek Protokolü’nün oluşturduğu statüko değişmiş, Azerbaycan Cumhuriyeti işgal altındaki topraklarının büyük çoğunluğunu geri kazanmıştır. Fakat antlaşma metninde var olan muğlaklıktan ötürü Kazah, Hocalı, Hankendi, Ağdere ve Hocavend bölgelerine şerh düşülmüştür. Rusya barış gücü dolayısıyla sahadaki nüfuzunu tahkim etmiştir. Ermenistan ise işgal ettiği toprakların büyük çoğunluğunu kaybetmiş, askeri olarak tamamını boşaltmak durumunda kalmıştır. Ancak Rusya’nın araya girmesi ile topyekün bir yenilgi yaşamaktan kurtulmuştur. Şerh düşülen bölgelerde yaşayan Ermeni kökenli sivillerin geleceğine ve bu bölgelerin yönetimine dair kapsamlı bir yol haritası bulunmamaktadır. Dolayısıyla yeni denklemde süreci belirleyecek olan temel faktör anlaşmanın sahada nasıl uygulanacağı olacaktır.

Bu zamana kadar yapılan ateşkeslerin devam etmemesinin en temel nedenleri;  Ermenistan’ın yayılmacı ve saldırgan siyasetine hiç ara vermemiş olması ve komşularına yönelik toprak iddialarını sürdürmesi; barış görüşmelerini sabote etmesi;  Rusya, Fransa ve ABD gibi arabulucu devletlerin Ermenistan yanlısı tutumları;  Uluslararası kurumların işlevsizliği; Azerbaycan’ın artan askeri, ekonomik ve diplomatik gücüne provokatif girişimlerle darbe indirme çabası olmuştur. Ermenistan’ın bu ateşkesi de sürdürmesi zor görünmektedir. Bu çerçevede Azerbaycan’ın lehine evrilen konjonktürde Bakü yönetiminin sorumluluğu ve yükü artacaktır. Çünkü mevcut durum hem Azerbaycan yönetimi hem de halkı için mihenk noktasıdır ve Ermenistan’ın bu kazanımı sabote etmesine fırsat verilmemelidir.

Gelinen nihai nokta Azerbaycan’a hem askeri kabiliyetleri hem de diplomatik başarıları ile ciddi bir özgüven kazandırmıştır. Özellikle uluslararası toplumda Dağlık Karabağ sorununa ilişkin Ermeni tezlerine karşı üstünlük elde etmiştir. Fakat sahada olduğu gibi masada da kaybeden Ermenistan yönetiminin hem ulusal hem de uluslar arası toplum nezdinde prestijini zedelemiş, halkın ve muhalefet partilerinin mevcut yönetimine tepkileri artarak devam etmektedir.

Şu husus unutulmamalıdır ki; 21. Yüzyılda savaş sadece sert güç unsurlarıyla cephede yürütülen bir mücadele değildir. Savaşın bir de psikolojik yönü vardır. Ermenistan yaşadığı büyük kaybı telafi için psikolojik harp taktikleri ile bu ateşkesin Ermenilerin ve Rusların lehine olduğu şeklinde Azerbaycan kamuoyunu çöküntüye sevk etme yolunu izlemesi muhtemeldir. Azerbaycan yönetimi ve kamuoyunun rehavete kapılmadan ve algı yönetimlerine fırsat vermeden kazanımlarına sahip çıkmaları elzemdir.

Ayrıca bu zaferde Türkiye’nin katkısı, desteği, iradesi ülkemiz için de önemli bir prestij kazancı olmuştur. Eleştirildiği gibi Türkiye’nin ateşkeste isminin yer almaması sahada olmayacağı anlamına gelmemektedir.  Bundan sonraki süreç muhtemelen Türkiye ve Rusya’nın aktif rolü ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin kararlarını ve Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünü sağlayacak şekilde gerçekleşebilir. 13 Kasım’da Rusya Devlet Başkanı Putin’in; “umarım artık Dağlık Karabağ Sorunu ifadesini kullanmayacağız”  beyanı ile umuyoruz ve temenni ediyoruz ki; “Dağlık Karabağ sorunu” ifadesi dünya gündeminden ve uluslar arası ilişkiler literatüründen yeni sorunlara gebe olmayacak ve kalıcı barış tesis edilecek şekilde çıkartılır.

  • başlık görseli, https://www.defenceturk.net/gecmisten-gunumuze-daglik-karabag-sorunu-ve-ermeni-politikalari
  • Araz Aslanlı, Karabağ Sorununda Ateşkesin Kısa Tarihi, Seta Perspektif, Kasım 2020, Sayı 300.
  • Azerbaycan’ın Zaferi! | Ateşkes Anlaşması İyi Okunmalı. https://www.youtube.com/watch?v=GJKOIeFWm1o
  • Çağlar Söker, Dağlık Karabağ Sorunu’nun Çatışmayı Çözme Perspektifinden İncelenmesi, Kafkas Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi KAÜİİBFD Cilt, 8, Sayı 16, 2017.
  • Mehmet Çağatay Güler, Tovuz Sınırında Azerbaycan ile Ermenistan Arasında Yaşanan Çatışma ve Arkaplanı, Seta Perspektif, Temmuz 2020, Sayı 292.
  • Mehmet Çağatay Güler, Karabağ’ın Özgürleştirilmesi ve Sahadaki Yeni Denklem, Seta Perspektif, Kasım 2020, SAYI 301
  • Toğrul Aliyev , Dağlık Karabağ Sorunu ve Uluslararası Örgütler, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2006.
  • https://www.aa.com.tr/tr/azerbaycan-cephe-hatti/azerbaycan-ile-ermenistan-arasindaki-daglik-karabag-anlasmasi-dunya-medyasinda-yanki-buldu/2038598
  • https://www.savunmasanayiidergilik.com/tr/HaberDergilik/Ermenistan-neden-Tovuz-a-saldirdi
  • https://m.haberturk.com/rusya-devlet-baskani-putin-umarim-artik-daglik-karabag-sorunu-ifadesini-kullanmayacagiz-2869737-amp
  • https://tr.euronews.com/2020/11/10/ermenistan-ile-azerbaycan-n-anlast-g-dagl-k-karabag-anlasmas-n-n-maddeleri-neler
Bu yazıyı paylaş: